Anneyim

mehmet karoly tüysüz davası

Hatamı kabul ediyorum; ama anneyim

Babası tarafından Türkiye’ye kaçırılan ve Zaman’ın bulup görüştüğü 8 yaşındaki Mehmet Karoly Tüysüz, Macaristan’da gündemden düşmüyor. Mehmet’in Türkiye’de olduğunu Zaman’dan öğrenen Macar anne Edina Julianna Papp, oğlundan asla vazgeçmeyeceğini söylüyor.

Macar mahkemesinin velayeti anneye vermesindeki en önemli gerekçeler arasında ‘babanın ailesini terk edip gittiği’ ve ‘çocuğun bakımını tamamen annesinin üstlendiği’ iddiaları yer alıyordu. Anne Papp, eski eşi Mehmet Tüysüz’den habersiz velayet davası açtığını, eşinin karşı çıkmasına rağmen başkasıyla evlendiğini, “Mehmet’i 18 yaşına kadar Türkiye’ye götüremezsin.” dediğini itiraf ediyor. Ancak ona göre bunlar oğlunun kaçırılmasını masum göstermiyor.

Anne Edina Julianna Papp cephesinde hüzün hakim. 11 aydır hep oğlunu düşündüğünü söylüyor. Kaçırılış gününü şöyle anlatıyor: “Eski eşim, 10 Temmuz 2004 Cumartesi günü çocuğu plaja götürüp ertesi akşam geri getirecekti. Sabah kapıda vedalaştık. Bunun onu son görüşüm olacağı hiç aklıma gelmedi. Pazar akşamı Mehmet’i aradım, cep telefonu kapalıydı. O an kaçırıldığını anladım. Hemen polise başvurdum. Ağlamaktan ifademi ancak 3 saatte yazabildim. O esnada Mehmet aradı ve çocukla birlikte Edirne’de olduklarını söyledi. Her şey bitmişti. Yıkıldım.”

Bu görüşmeden sonra Ediana çetin bir mücadelenin içine girmiş. Televizyon programları, mahkemeler ve dedektiflerle dolu bir süreç başlamış. İlk günlerde çıldıracak gibi olduğunu söyleyen anne Papp, şöyle devam ediyor: “Memi’nin odasına giremiyordum. Nereye gitsem karşıma o çıkıyordu. Aşırı yemekten 30 kilo aldım. Hamileydim. Üzüntüden karnımdaki bebek de olumsuz etkilenmeye başladı. Çok şükür ki bebek sağlıklı doğdu.” Edina, bugünlerde 4 aylık olan oğlu Bence ile teselli oluyor. Ancak küçük bebeğini severken, uyuturken sürekli diğer çocuğunu hatırladığını anlatıyor. Araba tamircisi olan şimdiki eşi Bogos Attila’nın kendisine sürekli destek verdiğini dile getiriyor.

“Eşiniz Amerika’ya çalışmaya gittikten sonra bir başkasıyla neden evlendiniz?” sorusuna “Mehmet Amerika’da da başka bir kadınla yaşıyor, artık beni istemediğini söylüyordu.” karşılığını veriyor. Attila ile evlenmesini de Amerika’daki eşinin kendisini aldatmasına bağlayarak şöyle devam ediyor: “Anladım ki bu bir şanstır. Ben de genç ve güzelim. Aldatılmak ve kendimi dövdürtmek üzerine kurulu kötü bir ilişkiden çıkabilmek için bunu bir fırsat olarak gördüm. Attila daha önce bana evlilik telif etmişti. Mehmet mektupta ‘Çocuğunu düşünüyorsan o adamla evlenme’ diye yazdı. Ancak tren kalktıktan sonra geri döndürmek zordur.”

Bu arada anne Papp, eski eşi Mehmet Tüysüz’ün Amerika’ya giderken kendilerini terk etmediğini itiraf ediyor. Tüysüz’ün kendisi ve oğlu için de vize başvurusunda bulunduğunu ancak kabul edilmediğini aktarıyor. Eşinin Amerika’dan sürekli para gönderdiğini, 9 ay sonra geri dönmesi gerekirken yeterince para biriktiremediği için bir yıl daha kalmak için kendisinden müsaade istediğini anlatıyor. “Buradan sizi terk edip gitmediği, ilişkinizin normal bir karı-koca ilişkisi şeklinde devam ettiği anlaşılıyor.” hatırlatmasına ise, “Evet, ben zaten hiçbir yerde bizi terkettiğini söylemedim.” karşılığını veriyor. “O halde neden eşinizden habersiz velayet davası açtınız?” sorusuna, “Çocuğumu kaçırmasından korkuyordum. Velayeti alınca kaçıramaz diye düşündüm.” cevabını veriyor. Anne Papp, bir soru üzerine kendisinin de suçlu olduğunu ve evliliğinin devam etmesi için yeterince dikkatli davranmadığını kabul ediyor. Bazı şeylerden pişmanlık duyduğunu ifade ediyor.

Çocuğun Türkiye’de kalması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne gideceğini bildiren Papp, eski eşine şu mesajı gönderiyor: “Yakında tahmininden de büyük bela alacak başına. Eğer çocuğumu geri verirse, kendisi için dilekçe verip cezaevine düşmesini önleyebilirim. Ayrıca çocuğunu istediği zaman görebilmesi için elimden geleni yaparım.” Baba Mehmet Tüysüz ve avukatının Türkiye’de açtığı velayet davasının eylül ayındaki ilk duruşmasına geleceğini söyleyen Papp’ın son mesajı ise oğluna: “Biricik oğlum bilmelidir ki asla ondan vazgeçmem.”

Macar mahkemesinin verdiği velayet kararı Türk yargısı tarafından tanınmıyor. Bunun için annenin Türkiye’de tenfiz (tanıma) davası açması gerekiyor. Ancak bir yıldır bu dava açılmadı. Avukatı Dr. Racz Roland, bunun sebebini şöyle açıklıyor: “Tenfiz davası açmamıza gerek yok. Çünkü zaten Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmaya İlişkin Sözleşme, taraf ülke olarak Türkiye’ye sorumluluk yüklüyor. Buna göre Türkiye çocuğu hemen iade etmeli. Ancak Türk makamları çocuğu bulamadığını söylüyor. Şimdi baba ve avukatı Türkiye’de bir velayet davası açmış. Uluslararası hukuka göre ilk velayet kararı burada verilmiştir ve itiraz burada olmalıydı.”

Baba Mehmet Tüysüz eski eşinin iddialarını yalanladı

Baba Mehmet Tüysüz ise eski eşinin iddiaları karşısında, “Hayretler içerisinde kaldım. Ben Amerika’dayken günde 15 saat çalışıyordum. Ne başka bir kadınla yaşamaya vaktim ne de param vardı. Üstelik gittiğimin on beşinci ayında orada oturma izni alabilmek için bir fırsat yakaladım. Hemen eşimi aradım ama ‘Annemi bırakamam’ diyerek gelmeyi reddetti. Bu mudur aldatmak? Herhalde avukatıyla oturup güzel bir senaryo yazmışlar. Macar medyasının ve kamuoyunun konuya neden bu şekilde yaklaştıklarını şimdi daha iyi anlıyorum. Bu yalanlarla herkesi kandırmış.” diyerek kendini savunuyor. Baba Tüysüz’ün ABD’de çalıştığı Glendale Garden Cafe’nin sahibi Muhittin Karadeniz de anne Papp’ın “Mehmet ABD’de başka kadınlarla yaşıyordu.” iddiasını yalanlıyor. Tüysüz’le 2 yıl geçirdiğini dile getiren Karadeniz, “Gece gündüz çalışan birisiydi. Bizim işyerinde bir vardiya çalışır, sonra koşa koşa öbür işine giderdi. Geceleri markette temizlik yapardı. Oğluna domuz eti yedirildiğini belirtir ve üzülürdü. Tek amacı çocuğunu kurtarmaktı.” şeklinde konuşuyor. Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Umur Apaydın, konunun tamamen hukuki çerçevede yürümesi ve sonuçlanması taraftarı. Temyiz edilmemiş dahi olsa ortada bir mahkeme kararı bulunduğuna dikkat çeken Büyükelçi, babanın gerekçelerini Macar halkına anlatmanın neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor. Apaydın şunları kaydediyor: “Konu AB ile ilişkilendirilmekte. Babanın bütün hukuki haklarını kullanması gerekmektedir.”

Mehmet’i Zaman buldu

1992 yılında Macaristan’a giden Mehmet Tüysüz, Julianna Papp adlı bir Macar kadınla imam nikahı yaptı. Çiftin bu evlilikten Mehmet adında bir çocuğu oldu. Baba Tüysüz, daha sonra çalışmak için ABD’ye gitti. Ancak iki yıl sonra Papp, başka biriyle evlendi ve çocuğun velayetini üzerine aldı. Macaristan’a dönen baba, oğlunu Türkiye’ye kaçırdı. Olay iki ülke arasında krize yol açtı. Zaman, baba ve oğulu bularak görüşmüş ve 20 Mayıs’ta “Macarların AB’ye karşılık istediği Türk çocuğu: Beni babamdan koparmayın” başlığıyla manşete taşımıştı.

Paylaş

Düşüncelerinizi Yazın